Anasayfa
UZAK ÜLKEYE DAİR (Sami DEMİR) PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 26 Aralık 2009

ImageYolunu bilmezsek de herkesin bir uzak ülkesi vardır. Haritalarımızda yer almayacak kadar bize uzak ama bir o kadar da bize yakındır. Nasıl ve ne şekilde gidileceğine dair elimizde ne bir harita ne de bir pusula bulunmaktadır. Çünkü elimizdeki haritalar, pusulalar uzak ülkeyi gösteremeyecek kadar yetersizdir. 

Haritalar yer vermese de içimizde büyüttüğümüz, yaşattığımız bir yerdir orası. İçimiz daraldığında ya da bunaldığımız da orayı düşünür ve oraya seyahate çıkarız. Kimileri için ütopya kimileri için de el-Medinetü’l Fazıla olsa bile orayı düşlemekten asla vazgeçmeyiz.  Oranın varlığına dair elimizde bir ipucu olmasa bile bu gerçek değişmez.

Haritalarda yer almaması uzak ülkenin olmadığı anlamına gelmiyor. Onu farklı kılan da bu yönüdür sanırım. Öteki ülkelere benzemediği için de sınırları nerede başlar nerede biter pek bilen yok gibidir. 

Uzak ülke umudun yeşerttiği bir ülkedir. Umudun yanı başındadır. Belki ona dair bir fotoğraf, kartpostal henüz yok ama ona dair resimler vardır. Uzak ülkeyi en iyi resmedenler hayatı anlamsızlaştıranlara karşı çıkanlardır. Hayat anlamından koptukça uzak ülkeye daha çok özlem duyulur. Çünkü orada kokuşmuşluk, çürümüşlük söz konusu değildir. Neredeyse her şey yerli yerindedir. İnsanın elinin uzanamayacağı kadar uzak ve bakir bir yerdir uzak ülke.  

Oysa yaşadığımız yeryüzü bir uzak ülke olmaktan çok çok uzaktır. Yeryüzü sefihlerin rahat at oynatabildikleri bir arenaya dönmüş durumda. Elimize aldığımız her şey yapay ve sahte. Bize aidiyetimizi hatırlatacak sahih olan ne varsa sahtenin gölgesi ardında saklanmış durumda. Dolayısıyla yeryüzü uzak ülkeye ev sahipliği yapmaktan uzak bir görüntü çizmektedir. Tüm genişliğine rağmen yeryüzü uzak ülkeye dar gelmektedir. 

Yeryüzünde yaşayanlar birbirlerini dinlemek yerine anlamsız kelimelerle birbirlerini boğmaya çalışmaktadırlar. Bir bakıma yeryüzünde yaşayanlar kulaklarını kaybettiler. Kulak işlevini kaybedince insanlar boşboğazlık yapmakta birbirleriyle yarışır hale geldiler. Öyle olunca uzak ülkeye dair kurulan her cümle gürültü tufanında kaybolup gitti. Yaşadığımız yeryüzü şu an tam anlamıyla gürültüye teslim olmuş durumda. Böyle bir yerde kavramları kendimize ait kılmak son derece zordur. Çünkü gürültü ortamında kimin hangi kavramı kullandığına pek bakılmıyor. Gürültü ortamında kimin sesi daha çok çıkıyorsa o prim yapıyor. Böylesi durumlarda gürültüyü bastıracak bir çığlığa ihtiyaç duyulur. İnsanlığı gaflet uykusundan uyandıracak; buraya ait olmadığını kendisine hatırlatacak bir çığlık.  

Uzak ülkeye dair bir mektup yazmaya kalksak büyük bir ihtimalle bize geri döner. Çünkü uzak ülkenin bilinen bir adresi yoktur. Ama biz yine de böyle bir mektubu yazmaya kalksak adresinden çok içeriği üzerinde durmalıyız. Bu mektubun bizden sonra birilerinin eline geçeceğini hesaba katarak yazmalıyız. Ve insana dair ne varsa satırlara dökülmelidir. Özlemler, umutlar, beklentiler, hayaller, hayal kırıklıkları, rüyalar… Ne zamandır büyük rüya görmüyoruz. Yeryüzünü cennete dönüştürmek adına her şeye el konulduğu gibi acaba rüyalarımıza da birileri tarafından el mi konuldu? Sanmıyorum. Bu tamamen bizimle ilgili bir durum. Zihnimizi, iç âlemimizi dünyaya dair nesnelerle, isteklerle, arzularla doldurduk. Büyük rüya görecek kadar büyük düşünemiyoruz artık. Kaldı ki gördüğümüz rüyaları kime anlatmalı sorusu da karşımızda bir problem olarak durmaktadır. Ama tüm bunlar bir yana uzak ülkenin umudun ülkesi olduğunu hatırdan çıkarmadan mektuba başlanmalıdır. Öyleyse uzak ülkeye dair anlatacaklarımız umutla başlamalı umutla bitmelidir. 

» 3 Yorumlar
1Yorum tarafından münir de Cuma, 15 Ocak 2010 15:05
Es-selamu aleyküm ve rehmatullahi ve berekatuh ve şehedeh gerçekten güzel şeylere değinmişsiniz güzel şeyler anlatmışsınız yalnız düşledigimiz uzak ülkenin bir adresi bir varlığı bilinmesi için ve rüyalarımızın büyük olup düşlerimizin gerçekleşmesi için Allah ın insanlar üzerinde farz kıldığı tebliği cihadı bir an dahi elden bırakmamak gerekmektedir.uzak ülke gerçekten hepimizin düşlediği ülke....selam-ün aleyküm(hocam biraz daha açık bir şekilde yazarsanız gerçekten herkes sizi daha iyi anlayacak diye düşünüyorum saygılarımla...)
2"vuslat" tarafından hamza özdemir de Perşembe, 21 Ocak 2010 17:49
sa.insanları yaşadığı hayata bağlayan rabıtalar vardır.söz konusu değerler ya da dava olunca konu daha da bir önem kazanır.koyulduğu yolda ona azık olur.uzaktaki ülkenin muayyen,sınırları çizilmiş bir ülke olması gerekmez.ülkeyi ilkeler olarak tanımlamak da mümkün olabilir.bilmem ya da özlemler,hayaller,idealler.isim değişse de işlevi aynıdır.şöyle de izah yapılabilinir:mevzu bahis ülkenin sınırlarını kur'an ya da nebevi sünnette bulmak mümkündür.o özlemin iştiyakında olan dostlar işaret edilen kaynaklara müracaatta bulunabilir.hocam, yüreğinize sağlık.sa.
3"S.A" tarafından mehmet adil kaya de Cumartesi, 20 Şubat 2010 09:57
evet aynen öle size katılıyom hocam hemde sonsuza dek arkadaşlar unutmayın ki en iyi insan ömrü uzun olupta Ameli iyi olan insandır en kötü insan ise ömrü uzun olupta Ameli kötü olan insandır.... HAYATA BAKIŞ TARZIMIZ KUR AN IŞIĞI İLE OLMALIDIR SAYGILARIMLA....
» Yorumu Gönder
Email (Üyeler adresinizi göremez)
İsim
Başlık
Yorum
 
< Önceki   Sonraki >

Hür Akademya Derneği - Bitlis

Bütün Hakkı Hak-Der´e aittir.  ByTECH Tasarım

2008