| Seyyid Ali Hamanei "Tevhid" |
|
|
|
| Pazar, 07 Şubat 2010 | |
|
Tevhid Mücadelesine Genel Bakış İslam peygamberi, insanoğlunun kurtuluşu gibi aziz bir hedef için, "La ilahe illallah" ibaresini yüksek sesle dile getirdiği gün O'nunla, ilk şiddetli savaşa girişenler, önce, silahların en ilkelinden istifade ettiler... Bu ilkel silah, istihza etmek, alaya almak idi... Daha sonra ise, "tevhid davası" üzerine kurulu mücadelenin gelişmesine paralel olarak daha tesirli teçhizat ve silahlardan istifade ederek hücumlarını sürdürdüler. Bunlar kabilelerin reisleri, seçkinleri veya onların kontrolü altındaki kimselerdi... Onlar, Hicret'ten önceki 13 yıl boyunca, Peygamber ve O'nun bağlılarına karşı tarihin en utanç verici manzaralarını sergileyerek husumetlerini sürdürdüler. Tevhid, bütün cihanın vahdetini, birliğini, bütünlüğünü, her parça ve unsurun bu bütüne ait olduğu manasını taşır.. Umumi Bir Dünya Görüşü Açısından Tevhid Böyle bir değerlendirmede, tevhid, bütün cihanın vahdetini, birliğini, bütünlüğünü, her parça ve unsurun bu bütüne ait olduğu manasını taşır.. Zira yaratılış ilgileri itibariyle hepsi de birdir ve her şey tek bir mebde ve tek bir menşe'e dayanır... 'ilah' veya 'yaratıcı' olduğu iddia olunan çeşitli 'tanrı'ların, gerçekte, yaratılış ve mükevvenattaki 'unsur'ların, parçaların her birisi tek 'vahid', tek ve külli bir 'bütün' meydana getirmekte ve tek bir yöne doğru yönlendirilmiş bulunmaktadır: "Rahman(olan Allah)'ın yaratmasında bir düzensizlik, bir ahenksizlik bulamazsın!" (el Mülk-3) "Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gerçek olarak ve belirli bir süre için yarattığını düşünmezler mi?" (Rum-7) Bu bakış açısıyla, hareket halindeki bu mükevvenat, birbirine zincirle bağlı halkalar misali bir kervan gibidir. İrili-ufaklı bütün cüzler, parçalar bir tezgâhın iş ve çalışması hedefine yöneliktirler; her şey, bu organizmanın, bu sistemin bütünü içinde, kendine ayrılan işi görmektedir ve her şey ancak bu 'bütün' içinde kendi manasını bulmakta ve ancak bu bütün içinde kendi vazifesini ifa etmektedir. O halde, bütün bu seyr-i tekâmül, bu gelişme çizgisi, diğer unsurların iş ve tekâmül ettirici yardımına muhtaçtır ve bu 'bütün' için, her şey lüzumlu bir araçtır. Böyle olunca da, bunlardan herhangi birinde meydana gelecek herhangi bir duraklama, hatta iş yapamaz hale geliş, inhiraf; bütün bir sistemin saf dışı olmasına, bozulmasına, inhirafına vesile olur. Bu manevi ve derin bağdır ki, her zerreyi diğerlerine bağlamaktadır. Yaradılışın hesaplı ve hedefli oluşu; mükevvenatın hesaplı bir disiplin altında bulunuşu, mana aleminin ve ruhun varlığı, bütün bunların her birinde, her bir cüz'ün varlığında bir ruh ve mananın varlığı, hakim(hikmet sahibi) bir yaratıcının varlığını gösteriyor.. Öyleyse, bu varlığın aslında da bir hikmet vardır. Esasen bu hikmet, birçok cüz'de alenidir. Ve bir gaye, yön ve hedefi de vardır... "Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri(oyun olsun) diye yaratmadık!" (Enbiya-16) Mükevvenat, bu görüş açısından değerlendirildiğinde, bir 'saçmalık' değildir. Tersine, belirli bir hedefe varması için yapılıp, devreye sokulmuş bir makinedir, adeta... O'nun maksadı konusunda sual sorulabilir ama aslı hakkında, hayır! Öyle bir şiir zımnen söylenmiştir; o halde, mazmununu anlamak için çok dikkatli, tedbirli olmak gerekir. Ancak hiçbir zaman onu, tesadüfî bir hareket olarak nitelemek mümkün olamaz! Bundan da öte, unsurlar âlemindeki bütün eşyanın Allah'ın kudreti karşısında eğildikleri de bir vakıadır ve bu âlemde hiçbir şey başıboş değildir, varlık âleminin kanunları, ilerletici bir hareketle yönlendirilir ve her birisi, Allah'ın iradesine kesinkes bağlıdır. "Göklerde ve yerde olan her şey, Rahman'a baş eğmiş kul olarak gelmekten müstesna değildir." (Meryem-93) "Doğrusu; göklerde ve yerde olan ne varsa O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmişlerdir." (Bakara-116) "Onlar, Allah'ı gereği gibi idrak edemediler. Bütün yeryüzü, kıyamet günü, O'nun avucundadır; gökler O'nun kudretiyle dirilmiş olacaktır. O, putperestlerin, müşriklerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir." (Zümer-67) Allah'tan Başkasına İbadeti Reddetmek (Seyyid Ali Hamenei) kitabından alıntıdır... http://www.tevhidhaber.com/news_detail.php?id=65150 »
Yorum yok Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|












Tarih botunca bütün ilahi davetler, bütün ilahi hareketler, Allah'tan başka ilah olmadığı, ulûhiyetin yalnız O'nun elinde bulunduğu esasını açıklayarak yola çıkmışlardır.