Anasayfa
YOLCU OLMAK ADIM ATMAYI GEREKTİRİR(Sami DEMİR) PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 08 Mart 2010

ImageAttığımız adımlardan yana bir kaygımız olmalı. Her bir adımın bizi nereye götüreceği, hangi kıyıya bırakacağı sorularını zihin dünyamızda diri tutmalı ve ona göre adımlarımızı atmalıyız. Üzerinde durup düşünmeden atılan adımlar elinde pusulası olmadığı için nereye gideceği, hangi limana sığınacağı belli olmayan meçhule yolculuk yapan bir gemi gibidir. Öyle ki ne geminin dümenindeki kaptanın ne de yolcuların nereye varacakları konusunda fikirleri vardır.

İnsan için gidilecek bir yol ya da varılacak bir menzilden bahsediliyorsa atılan adımların bir anlamı olabilir. Aksi halde bir çaba içine girmeyen birinin attığı adımlar bir işe yaramaz. Çünkü onun kat edeceği bir yolu ya da varacağı bir menzili yoktur. O kendisini daha baştan bir yolcu gibi değil; adeta bir mukim/ev sahibi gibi görmekte ve bir arayış içerisinde bulunmak yerine kendisini bulunduğu yere ait olarak hissetmektedir. Oysaki böylesi bir aidiyet duygusu hakikati arama çabası gütmeyi daha baştan reddettiği için sorunludur.  Dünya gerçekte insanın ait olduğu yer değildir. Dünyaya ait olduğunu sanan biri hayatı bir oyun ve eğlenceden ibaret sanan bir zihniyet taşıyordur. Hayatı daha baştan oyun ve eğlenceden ibaret sanan bir zihniyet için adımların ne anlamı olabilir ki?  

Eşyanın gölgesi olur da insanın gölgesi olmaz mı? Yeryüzünde var olan her şeyin bir gölgesi vardır. İnsanın da öteki varlıklar gibi bir gölgesi bulunmaktadır. Gölgeden bahsettiğimiz yerde aslında ışıktan bahsediyoruz. Birinin varlığı ötekinin varlığını gerektirir. Benim esas üzerinde durmak istediğim ışık ve gölge değil. İnsan ve gölge arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiğidir. İnsanı mı gölgeye nispet edeceğiz yoksa gölgeyi mi insana nispet edeceğiz? Bir başka açıdan hangisini esas alacağız sorunu var karşımızda.   

İnsanın gölgesi dediğimiz zaman tabii bir şeyden bahsediyoruz. Ama insan için kendi gölgesinin fazla bir önemi yoktur. Çünkü insan kendi gölgesinden istifade edemez. Ama öteki varlıkların gölgesi böyle değildir. Kimi zaman ağacın gölgesi, duvarın gölgesi insan için büyük bir öneme haizdir. Dolayısıyla öteki varlıkların gölgesi insanın gündelik hayatında bir karşılığı olduğu için anlamlıdır. Hatta gökyüzündeki cisimlerin bile bir gölgesi vardır. Ay tutulması, güneş tutulması gibi olağanüstü, sıra dışı olaylar birinin gölgesinin ötekinin üzerine düşmesi sonucunda vuku bulur. O halde gölgeyi insana nispet ettiğimiz de tabii bir şeyden bahsetmiş oluyoruz. Ama tersini düşündüğümüz zaman zihin dünyamızda anlaşılması zor bir problemle karşılaşıyoruz demektir.  

Gölgenin varlığı ışığa bağlıdır. Işığın olmadığı yerde ya da ışıktan bahsedilmeyen bir yerde gölgeden de bahsedilemez. O halde asıl olan ışıktır. Gölge ise arızidir; ışığın bir oyunudur denilebilir. Gölge olmayı kabullenen insanların durumu da tıpkı ışık ve gölge arasındaki ilişki gibidir. Nasıl ki gölge ışığa muhtaç ise; gölge diye nitelediğimiz insanlar da hep başkasına ihtiyaç duyar. Düşünsel anlamda kendi ayakları üzerinde duramayacak kadar zayıf ve cılızdırlar. Onların ağzından sözler, kelimeler döküldüğünü duyarsınız ama aslında onlara ait değildir. Hep gölgesine sığındıkları/uydusu oldukları kişilerin sözlerini aşırırlar. Dolayısıyla özgün bir söylemleri yoktur.   

Zihin dünyaları kavramlara, kelimelere yeni bir şey katmadıkları için tüketen konumundadırlar. Başkalarının gölgesi olmaktan kurtulamadıkları için de söyledikleri tekrardan başka bir şey değildir. Dünyaya saplanıp kalanlar gibi bunların da adım atmak gibi bir kaygıları yoktur. Hakikati elde etmek adına atılması gereken adımlar zaten daha önceden atılmış durumda. Öyleyse zihin dünyamızı yeni düşüncelerle ne diye meşgul edelim ki? Böylesi bir zihniyeti varsın siz düşünün.     

Dünyaya saplanıp kalanla ve hakikati başkalarının gölgesine sığınıp elde ettiğini sananlar aynı kulvarda koşmaktadırlar. Kendilerine ait kat edilmesi gereken bir yolun olmadığına inandıkları için her iki grubunda adım atmak gibi bir kaygıları yoktur. Uzun sözün kısası gidilecek bir yolu olan bir kimse hakikate ilişkin attığı adımlar oranında başkalarının gölgesi olmaktan kurtulur. Ama yol boyunca önüne çıkan gölgeliklerden istifade etmeyi de unutmaz.

» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Email (Üyeler adresinizi göremez)
İsim
Başlık
Yorum
 
< Önceki   Sonraki >

Hür Akademya Derneği - Bitlis

Bütün Hakkı Hak-Der´e aittir.  ByTECH Tasarım

2008