Anasayfa
RESULULLAH’I ANLAMAK VE ANLATMAK (Vahdettin DALGA- Mamoste) PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 29 Nisan 2010

ImageMuhakkaktır ki, peygamber efendimizi her yönüyle anlatabilmenin yolu, O’nu can u gönülden sevmekten geçer. Zira ancak sevdalı bir gönül, sevgilinin her şeyini bilmek ve aşığın maşukuna meyletmesine sebep olan, yani sevilenin o sevdaya yol veren bütün vasıflarını, canlı-cansı, insan-bitki, herkese ve her şeye bildirmek için çarpar durur. Zaten tanıma ve tanıtma; anlama ve anlatma da ancak, böyle bir sevdayla gerçekleşebilir.

Peki, Peygamberimiz nasıl sevilmeli, nasıl anlaşılmalı ve nasıl anlatılmalı?

Öncelikle, Resulullah’ı layıkıyla sevmek veya O’nu layıkıyla sevdiğini iddia etmek, O’nun örnek hayatını, kendi yaşamının her anına tatbik etmekle; O’nun gibi yaşamaya çalışmakla mümkündür. O’nun gibi yaşamaya çalışmak için de, O’nu bilmek, anlamak gerekir. Böylece Peygamber’ in Siyeri’ni adeta hıfzetmek, Sünnet-i Seniyesi’nden haberdar olmak zarureti ortaya çıkar ki, bu yolla Peygamberi anlatmak da olanaklı hale gelir. Kaldı ki, Resulullah’ı anlamanın ve anlatmanın hadsiz yolu bulunmaktadır. Bunların başında da, Allah u Teâlâ’nın Yüce Kelamı Kur’anü’l Hâkim ile Peygamberin mübarek Hadisleri, umman içinde umman, derya içinde derya gibi önümüzde durmaktadır. Öyleyse, Resulullah’ı anlamak, bilmek ve O’nu bütün benliğiyle sevdikten sonra, bu sevginin tezahürü olarak, O’nu cihana anlatmak için, Allah’ın Kelamına, Peygamber Efendimizin Hadis-i Şeriflerine, Asr-ı Saadetin yıldızları Ashab-ı Resule ve de İslam âlim ve müçtehitlerinin sesine kulak vermek gerekir.

Bu bağlamda, Allah’ın Kelamına göre Resulullah, “Yüce bir ahlak üzerinde ve ancak âlemlere rahmet olarak gönderilen elçidir. Âdem su ile toprak arasında iken O, peygamber idi. Bütün insanlığın seyidi, en üstünü olan”dır. (Ali İmran-110). “O, Allah’ın sevgilisi, habibi, Habibullah” olan sevgililer sevgilisidir. Yine O, “kendisinde müminler için güzel bir örnek” olan, en mükemmel meziyetlere malik Nebiler Nebisidir.

Resulullah’ın dilinden, kendisi, “Allah u Teâlâ’nın habibidir, sevgilisidir. Peygamberlerin reisidir. Kıyamet günü önce gelenlerin ve sonra gelenlerin seyididir. Güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen” Resuldür.

Hz. Aişe (r.a)validemizin yüreğinde O, “(Resulullah’ın) ahlakı Kur’an” olandır.

Hz. Ali’nin dilinde O, “Her zaman güler yüzlü, yumuşak huylu ve engin gönüllü”dür.

Zeyd bin Sabit’in rivayetinde O: “Öyle bir denizdir ki sahili yoktur.”

İmam Gazali’nin nazarında O, “Her şeyi berraklaştıran, sırları keşfettiren ve kurtuluşa götüren” rahmet pınarıdır.

Abdulkadir Geylani’nin gözünde O, “Hakikate giden yolun kapısı ve hedefe ulaştıran vasıtadır.”

Muhyiddin İbn Arabî’nin bakışında O, “İlk nurdur, ışığın kaynağıdır. Faziletlilerin güneşidir.”

İmam Rabbani’nin 44.Mektubunda O, “Allah Teâlâ’nın Resulü, âdemoğullarının efendisidir. Kıyamet gününde en çok ümmeti olan da O’ dur. Öncekilerin ve sonrakilerin arasında, Allah katında en şereflisi O’dur. Kıyamet gününde, kabrinden en önce O kalkacak, en önce O şefaat edecek ve O’nun şefaati, herkesten önce kabul edilecektir. Cennet kapısını önce O çalacak ve Hak Teâlâ kapıyı O’nun için açacaktır. Kıyamet gününde, Livaü’l Hamd denilen bayrak, O’nun elinde bulunacak, Âdem ve kendisi dışındaki bütün mümin ve peygamberler, bu bayrak altında toplanacaktır.”

Bediüzzaman’ın sözlerinde O, “Gönüllerin sevgilisi, akılların öğretmeni, nefislerin terbiyecisi ve ruhların sultanıdır”.

O’nun sevgisiyle çarpan kalbimize, O’nun şefaati için çırpınan ruhumuza, Allah’ı zikredip, Resulullah’ın üzerine salâvatlar getiren aciz dilimizde ise O: Bütün bu vasıfları, mübarek hayatında ve güzel ahlakında bulundurmakla birlikte; O aynı zamanda, bütün huyları en mükemmel şekilde bağdaştırıp, bütün duyguların en ideal noktasını bulan, en büyük kâşiftir. Yüce Allah tarafından eğitilen, edep ve ahlakın en üstün özellikleriyle süslenen, en seçkin kişidir.

O, her zaman muhtaçlara yardım elini uzatan, çevresindeki yoksul ve fakir insanların imdadına koşan merhametlilerin en merhametlisi; zayıfları koruyan, zalimlerin yüzüne şimşekler indiren en şefkatli koruyucu; tatlı sözlü, güler yüzlü; izzet ve vakar timsali, tevazu ve hoşgörü emsali, yumuşak kalpliliğin en büyük abidesidir. Yine O, dava arkadaşlarını gözü gibi koruyan; kendisine yapılan kötülükleri bağışlayan ancak, Allah’ın düşmanlarını asla affetmeyen vefanın doruğu, dinsizlerin ise en büyük korkusudur. O, bütün imkânlara sahip olduğu halde, kuru bir hasır üzerinde yatacak kadar engin ruhlu; içi ot dolu bir yastığa yaslanacak kadar mütevazı; bütün nimetlere ulaşma imkânı elinde iken, açlık sıkıntısı çekecek kadar kanaatkâr ve tok gönüllüdür. O, kölelerin arpa ekmeğini, onlarla paylaşacak kadar insancıl ve eşitlikçi bir lider; yaşlıların göz bebeği ve en samimi teselli dostlarıdır. Çocuklarınsa, en sevgili meleği, şefkat ve merhamet kelebeğidir.

Ve O, cahiliye devrinin karanlık bağrına doğan güneştir.

O, âlemlere rahmet olarak gönderilen Resuller Resulü, Gül Mushaflı sevdanın sembolüdür.

O, gül yüzlü çağların, kâinatın solmayan gülüdür.

O, sonsuz nur olan gönüller hünkârı, kutlu âlemlerin emin mimarıdır.

O, insanlığın mutluluk bestesi, hayatın en güzel güftesi, yaratılmışların en yücesidir.

O, Hatemü’l Enbiya tacının sahibi, Hakk’ın sevgilisi en güzel habibi, bütün devasız dertlerin tek tabibidir.

O, Nebiler Nebisi, Allah aşkının mürebbisidir.

O, çaresizlerin yegâne çaresi, kimsesizlerin kimsesi, efendilerin efendisidir.

Hülasa O, en sevgilidir, sevgililer sevgilisidir. İnsanlığın göz nuru, Allah Teâlâ’nın biricik habibidir.

Bu yüzden, İslam’la müşerreflenen olmak isteyen, İslam ilmine, İslam irfanına ulaşmak isteyen her Müslüman, önce Yüce Yaratan’ı, sonra da Resuller Resulünü bilmeli, tanımalı, anlamalı ve anladıklarını hiç bıkmadan, usanmadan herkese, dünya âleme anlatmalıdır. Zira maddi ve manevi olgunluğa erişmek, İlahi rahmet ve berekete gark olmak için, mutlaka Kur’an’ın hükümleri ile nurlanmak, Ahlak-ı Muhammedi’ye ile ahlaklanmak, Sünnet-i Seniye’nin feyizleri ile feyizlenmek gerekir. Çünkü müminler için, bu hayatta sahip olunacak en büyük derece ve en şerefli erdem, Kur’an’ın öğretisi ile büyümek ve Muhammedi ahlak ile donanmaktır.

Çünkü Kur’an, hayatımıza mana verirken, Muhammedi Ahlak, manevi yaralarımızı iyileştiriyor. Maddiyatımıza bereket yağdırıyor. Dertlerimize, saadet dolu kurtuluş yolları gösteriyor. Bitmez tükenmez şefaati ve şefkatiyle bütün insanlığa rahmet olup yağıyor. Bütün kırık kalplere merhem olup, mahzun kalpleri sarıyor.Çünkü O, bütün mazlumların sonsuz şefkat ve merhamet pınarıdır.

Çünkü O, müjdecilerin en güzel müjdecisidir. Çünkü O, müminlere Miraç kutsiyetini, Secde izzetini, Fatiha-i Şerif bereketini, Teheccüd rahmetini, Esmaü’l Hüsna letafetini, Ehl-i Beyt muhabbetini, her daim parlayan sahabe yıldızlarının parıltısını, en büyük lütuf olan Kur’anü’l Hâkim mucizesini ve Ahlak-ı Muhammedi’ye hazinesini bizlere miras bırakan, saadet iksirinin sahibidir.

Peki, bu iksirden kana kana içmek gerekmez mi?

Nisan 2010

» 1 Yorum
1"Peygamberi anlamak..." tarafından faruk49 de Perşembe, 29 Nisan 2010 13:49
Allah razı olsun mamosteden. Hakikaten peygamberi anlamak çok önemli. Ve peygamberi anlamak, Allah ve Kurandan ayrı düşünülemez. 
Peygamberi, amellerine kılıf bulma sevdasının üzerinde tutarak anlamak.  
Peygamberi nefsinden, malından, evlatlarından daha çok sevmek. 
.......... 
Evet, bu sözler dilimize doladığımız ama anlamadığımız veya nefsimize zor geldiği için gereğini yapmadığımız sözler. Aslında Kuran ve Peygamber sevgimizi, yaşantımızdan kesitlere indirgeyerek sınayabiliriz. 
Mesela, Allah rızasını/Peygamber sevgisini kazanmak mı ? yoksa rızık kazanmak mı ? 
Mesela, ulusal çıkarlar mı, ümmet mi? 
Mesela ulus/milli değerler mi? İslami değerler mi? 
Bunlar da mı havada kaldı? Peki... 
Mesela, aşiretimizden biri diğer bir kişi tarafından öldürülse Peygamber sevgisi mi, aşiret taassubu mu önde gelir? 
Mesela, haramlar mı, yasaklar mı daha caydırıcı? 
Mesela, peygamberi unutarak koltuklara oturmak mı, peygamber için koltuk terketmek mi daha yaygın bir tavır? 
............ 
Bunları uzatmak zor değil. Her birimiz için farklı maddeler de eklenebilir. Mamostenin dediği gibi gerçekten sevenler için sağlama yapmak kolay, o halde sağlamaları yapalım ve peygamberi anlama adına adımlar atalım.  
Selam ve dua ile....
» Yorumu Gönder
Email (Üyeler adresinizi göremez)
İsim
Başlık
Yorum
 
< Önceki   Sonraki >

Hür Akademya Derneği - Bitlis

Bütün Hakkı Hak-Der´e aittir.  ByTECH Tasarım

2008